+ Yorum Gönder
Belirli Günler ve Gazeteciler Günü Bölümünden 24 Temmuz Gazeteciler (Basın) Bayramı İle İlgili Bilgi ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. Operatör
    Moderator

    Reklamlar


    24 Temmuz Gazeteciler (Basın) Bayramı İle İlgili Bilgi

    Reklamlar






    24 Temmuz Gazeteciler (Basın) Bayramı Hakkında Bilgi

    24 Temmuz Gazeteciler (Basın) Bayramı

    95 yıldır sansürün kaldırılışını törenlerle kutluyoruz. Oysa herkesin bildiği bir gerçek var: Sansür kaldırılmadı; kılık değiştirdi.

    24 Temmuz 1908 günü İstanbul'da gazeteciler kendi aralarında karar aldı:

    O gece sansür memurlarını gazetelere sokmayacaklardı.

    Gazeteler basıldı. Gazeteciler sabaha kadar bürolarda, matbaalarda kaldı.

    Gelen sansür memurları "Meşrutiyet ilan edildi. Artık matbuat hürdür" diye kapıdan geri çevrildi.

    Ve ertesi gün, yani 25 Temmuz'da gazeteler ilk kez sayfalarında beyaz sütunlar olmaksızın, sansürsüz olarak çıktı.

    O günden beri, 2. Meşrutiyet'in ilan edildiği 24 Temmuz, "Basın Bayramı" olarak kutlanıyor.

    O gün bugündür sansürün kaldırıldığı masalıyla eğleniyoruz.

    * * *

    Peki "matbuatta hürriyet" neredeyse "Dalya" demeye hazırlanırken, bunun ne menem bir hürriyet olduğuna dair bir muhasebe ihtiyacı yok mudur?

    Artık geceyarısı matbaalara sansür memurlarının gelmemesi, sansürün kalkmış olduğuna mı delalettir; yoksa iktidarın "Nasıl olsa ters bir şey yazılmaz" özgüvenine mi...?

    Sansür kaldırılmış mıdır, yoksa yeni kostümleriyle etrafta cirit mi atmaktadır?

    95 yıldır biz, olmayan bir şeyin bayramını mı kutluyoruz?

    * * *

    Kendimizi kandırmayalım:

    Aradan koca bir yüzyıl geçmiş olmasına rağmen, düşüncenin önündeki en büyük engel olan sansür, farklı düzlemlerde tahakkümünü sürdürüyor.

    Bu düzlemlerin ilki, "iktidar-medya ilişkileri"dir.

    Özellikle 1980 sonrası basın sektörünün pahalı bir endüstri haline dönüşmesi, hem ekonomik bir sansüre dönüşerek, muhaliflerin bu alana girişini sınırlamış, hem de basını, yeni sahiplerinin diğer işlerini kolaylaştıran bir silaha (ya da kalkana) dönüştürmüştür.

    "Diğer işler", hükümet desteği gerektirdiği oranda medya iktidara bağımlı hale gelmiş ve 1908'de devraldığını sandığı iplerini, sahibine iade etmiştir.

    Daha önceleri, satmak için kendini okuruna beğendirmek zorunda olan ve bu yönüyle de muhalif kimliği öne çıkan basın gitmiş, yerine kendini, para musluklarını elinde tutan tek bir okura, yani Başbakan'a beğendirmesi yeterli olacak uysal bir medya gelmiştir.

    * * *

    Bu gelişme, ikinci bir sansür merhalesi yaratmıştır:

    Yayın yönetmeninin, yazarın, muhabirin zihnindeki sansür...

    Bu özdenetim ille "Verdiğim haber, yazdığım yazı, çalıştığım grubun çıkarlarıyla çelişir mi" endişesinden ibaret değildir.

    Türkiye'nin, gazeteciye yazdığının bedelini ödetme şekli de yeterince caydırıcı bir sansür mekanizmasıdır:

    Öyle ya, mesleğin en iyi örnekleri ya hapishaneden geçmiştir ya da birer faili meçhul suikast kurbanı olarak mezarlıkta yatmaktadır.

    * * *

    Ve nihayet aşılması en zor sansür bölgesi:

    Okurun tepkisi...

    Günümüzde örgütsüz okur da, işine gelmeyen haberi almamak, sevmediği yoruma kulak tıkamak, farklı görüşe tahammül edememek, kendisine sunulan ortalamaya razı olmak, fazlasını talep etmemek, kuponuna göre gazete değiştiren bir "müşteri"ye dönüşmekle sansür çarkının bir dişlisidir artık...

    Bütün bu yollarla sansürün katmerlendiği bir ortamda kutluyoruz "Basın Bayramı"nı...

    Biz gazeteciler bu gece matbaada sabahlasak ve "Matbuat hürdür" diye bu post-modern sansür mekanizmalarına dirensek, yarın gazeteler ne halde çıkardı acaba...?

    Can DÜNDAR














  2. Misafir

    Cevap: 24 Temmuz Gazeteciler (Basın) Bayramı İle İlgili Bilgi

    Reklamlar



    Onların yaptıları çabaya saygı göstermemiz lazımdır.







+ Yorum Gönder